|
Makaleler TÜRK MÜHENDİSLİĞİNİN AKINCILARI
İlk geometri kitabımızın başında, "Tanrı dünyayı yaratırken geometri kullandı. Descartes." yazıyordu. Çok şaşırmış, bunun ne anlama gelebileceği konusunda epeyce düşünmüştüm. Herhangi bir konu üzerinde harcanan düşünsel emek asla yabana gitmez. Ancak, doğru sonuçlara ulaşabilmek için, doğru düşünmenin yollarını da bilmek gerek. O yaşta, bir taşra kasabasında, doğru düşünebilmenin yollarını bilen insana rastlamak ise, çok büyük bir şanstır. Anısı önünde saygıyla eğildiğim rahmetli büyüğümüz Mehmet Mete'ye bu sözün ne anlama geldiğini sorduğumda, "Bu tür soruların cevabını bulabilmenin yolu doğru düşünmenin yollarını bilmekten geçer" deyip, elime Politzer'in, 'Felsefe'nin Temel İlkeleri' adlı kitabını tutuşturduğunda, henüz 15 yaşındaydım. Aradan yıllar geçti. Üniversitenin son sınıfında 'Design' dersimize giren Prof. Dr. Erhan Karaesmen soruyordu: "Çocuklar, en son ne zaman tiyatroya, sinemaya, ya da bir konsere gittiniz?". Bana küçük bir işaretle "sen sus!" dedi. Sınıftan ses yok. -"Evet bayanlar ve baylar, size soruyorum..." -"Hocam aşkolsun, ODTÜ'nün ne kadar ağır bir programının olduğunu bilmiyormuş gibi bize sinema, tiyatro soruyorsunuz. Bizim başımızı kaşıyacak vaktimiz mi var ki, böyle şeylere zaman ayırabilelim." dedi bir kız arkadaşımız. Bunun üzerine Erhan hoca: -"Baylar ve bayanlar, artık okul bitti!... Son sınıftasınız; birkaç ay sonra isteseniz de, istemeseniz de okul bitecek. Asıl o zaman hiç vaktiniz olmayacak. Eğer bu okuldan sanata, edebiyata zaman ayırma alışkanlığını edinmeden giderseniz, sıradan, yalnızca kendisi için çalışan ve kazanan bir asalak olursunuz. Oysa biz sizin iyi bir mühendis olmanızı istiyoruz. Bunun için doğru düşünme alışkanlığını kazanmanız gerek. Bunun en kestirme yolu da; sanat ve edebiyat gibi işlere zaman ayırmaktan geçer. Ama siz, 'yok hocam, biz kazma geldik, kazma gideceğiz' diyorsanız, sizin bileceğiniz iş..." deyince, rahmetli Mete'nin sözleri geldi aklıma. Aklın yolu bir ne de ol-sa.Aynı Erhan hoca, geçtiğimiz aylarda Afganistan'da Taliban füzesiyle katledilen sınıf arkadaşım, devrimci, demokrat meslektaşımız Ufuk Aydın'ın cenazesinde gözyaşları içinde yaptığı konuşmasında: -"0 bizim meslek şehidimizdir. Dünyanın geri kalmış bölgelerine uygarlık taşıyan, Çağdaş Türk Mühendisliği'nin bayrağını diken bu arkadaşlarımız, bilim akıncılarımızdır. Ellerinde kılıçla değil, ama kalemle öldüler..." demiştir. Doğrudur. Ben de diyorum ki: Başbakan'ın söylediğinin aksine süngümüz minare değil; kalemdir, miğferimiz de cami kubbesi değil; çağdaş bilimdir. Yolumuzu aydınlatan da, Atatürk ilkeleri ve çağdaş siyasal projelerdir. Erhan hocamızın, inşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi tarafından, İnşaat Mühendisliği Haftası'nın (17-24 Aralık) başlaması dolayısıyla düzenlenen ve meslekte 40 ile 25 yıllarını dolduran meslektaşlarımıza plaketlerin verildiği yemekte, eşi, sevgili hocamız Prof. Dr. Engin Karaesmen ile yaptığı nefis dansla, bize ders vermeye devam ediyordu hâlâ... Mühendisliği kadar sanat eleştirmenliği ile de çok saygı duyduğum hocamız ve değerli eşi, gazetemiz Birgün'ü sürekli okuduklarını ve çok beğendiklerini söylediler. (Biraz dağınık ama düzelecek, çok iyi gidiyor dediklerini de söylemem gerek) İMO Ankara Şubesi tarafından düzenlenen etkinlik programında, bugün (22 Aralık 2006) Anatolia Kültür Merkezinde, Erkan Oğur, İsmail Demircioğlu ikilisi ile Moğollar; yarın (23 Aralık) AST'da (Ankara Sanat Tiyatrosu) Tolga Çandarve Gurubu konser verecekler. İnşaat Mühendisi meslektaşlarımın Mühendislik Haftası'nı kutluyorum. |